Google+ Followers

21 Ekim 2013 Pazartesi

Bizim Aile(Tek Perdelik Kısa Oyun)





Bizim Aile tiyatro oyununu okumak için bağlantıyı tıklayınız.
Kişiler:

1.Adam
2.Adam
3.Adam


( Sahnenin ortasında bir bank durur. Bir park. Güneşli bir gün.Etraftan kuş cıvılttıları , köpek havlamaları duyulur. 1.adam sahneye girer. Takım elbiselidir. Nefes nefese kalmıştır. Banka oturur.Gözü yerde duran gazeteye takılır. Gazeteyi alır ve okumaya başlar. O sırada 2. Adam ip atlıyarak sahneye girer.1. adamla aynı yaştadır. O da takım elbiselidir. Nefes nefesedir. Banka 1. Adamın yanına oturur. 1. Adam yanındakini farketmez. 1. Adam gazetesini okurken gözleri gazetedeki bir noktada sabit kalır..Sonra yavaşca yüzünde aydınlık bir gülümseme belirir.... 2. Adam 1. Adamın önce yüzüne sonra gazeteye bakar . 1. adam hala yanın dakini farketmemiştir. Büyük bir sevinçle gazetenin o noktasına bakmaktadır. 2. Adam gazeteyi görebilmek için 1. Adama biraz daha yaklaşır.1. adam yanındakini fark eder ve gazeteyi hızla çeker…) (Gazeteye bakma çabası ve buna engel olma çabası iki adam arasında oyunun sonuna kadar devam edecektir.)

2 : Merhaba…
( yanıt alamaz ) ( sessizlik )
2: Hava ne kadar güzel değil mi ?
( yanıt alamaz )
2: Aaa!! Şu serçeye bakın. Bir erkek serçe. Gel pisi pisi. Erkek olduğunu nasıl anladınız, şu kadarcık bir hayvan, yani o mesafeden nasıl gördünüz diye soracak olursanız. Sormuyor musunuz? ( yanıt alamaz) Size şu tüylerin güzelliğine bakın derim. Hiç dişi bir serçe ile erkeğini yanyana koydunuz mu? ( yanıt alamaz) Eee.. şey tabii.. adı üstünde kuş, uçar..Yanyana koyamazsınız…Ama bunu başarsaydınız onların tüylerinin rengine bakarak erkek olanı şıp diye anlardınız. Erkeğinin tüyleri muhteşemdir. Tüm hayvanların erkekleri muhteşemdir. O kabarık yeleler sadece erkek aslandadır yahut o harkulade tüyler sadece erkek tavuskuşunda vardır. Ama söz size ve bana gelince teorimiz çöküyor. ( Takım Elbisesini gösterir.) Şuraya bakın postumuzu bile kendimiz yapıyoruz Ama nafile..Aaa minik kuş.. Sen hala burda mısın? Yanınızda ekmek falan var mı? Zavallının karnı aç galiba. ( yanıt alamaz. Sessizlik).( Elindeki sigara izmaritini kuşa atar) Al bakalım seni sevimli küçük şey.Ye bakalım… Ekmeğe gerek kalmadı. Ben besledim onu. ( yanıt alamaz) Aaa şuraya bakın bir erkek karınca..Gel pisi pisi.. Erkek olduğunu nasıl anladınız, şu kadarcık bir hayvan, yani o mesafeden nasıl..…. ( 1. Adam anlamsız gözlerle 2.adama bakar. Sessizlik.)
2: Canınız bir şeye sıkılmış galiba
( yanıt alamaz )
2: Paylaşmak ister misiniz?
1: ( Yanıt alamaz)
2: ( bir sigara yakar )( sessizlik) Aslında şu boku içmemem gerek.. Kondüsyonum için hiç iyi değil. Sizce de sigara sağlığa zararlı mı?(Yanıt alamaz). Bence zararlı. Gerçekten zararlı bana inanın. Uydurmuyorum zararlı olduğunu bir yerde okumuştum. Nerdeydi… nerdeydi?.. Hah.. ( cebinden sigara paketini çıkarır.Üzerindekini okur.) İşte bakın ‘’ sigara sağlığa zararlıdır.’’ ( 1. Adam ilgilenmez) Hiç tütün duası diye birşey duydunuz mu? ( yanıt alamaz) Şimdi bir kızılderili kabilesi hayal edin. Ettiniz mi? ( yanıt alamaz) Gece ateşin etrafında toplanmışlar. Tarladan danslar ve şarkılarla topladıkları tütünün bir parçası kabilenin en yaşlı üyesinin ellerinde. Yaşlı adam, kırışık elleri ile tütünü ağaçtan oyduğu bir piponun içerisine dolduruyor. Bir yandan da tütün duasını mırıldanıyor. Diğer kabile üyeleri dans ederek duaya katılıyorlar.Daha sonra tütün özenle tutuşturuluyor.Ve elden ele dolaştırılıyor. Sırası gelen derin bir solukla ciğerlerine Tanrının nefesini dolduruyor.( Sigarasından ciğerlerine derin bir nefes doldurur) Öhö..öhöh..öhö.. Hah!! O yaşlı adamı, bunlardan dakikada yüzlerce imal eden o makinelerden birinin başına götürsek, eminim kendine, gürültülü ve elektrikle çalışan yeni bir tanrı edinirdi. Sizce de haklı değil miyim?
( yanıt alamaz.)
2: Bir fırt tanrı soluğu ister misiniz?
( yanıt alamaz)
2: (Gazeteye bakmaya yeltenir.)
1: ( gazeteyi saklar)
2: Canınız birşeye sıkılmış galiba.
( yanıt alamaz )
2: Paylaşmak ister misiniz?
( yanıt alamaz)
2: Bence haklıyım. Evet Evet kesinlikle haklıyım. İnsan psikolojisinden anlarım. Sizin canınız birşeye sıkılmış. Öyle değil mi? Yoksa yanılıyor muyum?
1: (öfkeli ) Hayır yanılmıyorsunuz!!
2: Hah !!! Dememiş miydim? Paylaşmak ister misiniz?
1: Hayır !!
2: ( kendi kendine ) Hayır..
2: Neden?
( yanıt alamaz. sessizlik )
2: Hiç kendinizi kapana kısılmış bir sıçan gibi hissettiğiniz oldu mu? Hem de kuyruktan…. Ya da örümceğin ağına takılmış bir sinek. Hem de bir sivrisinek. Tam da iş üstündeyken ağa takılmış…. Hı?? Bızzz…bız bız..!!!
( yanıt alamaz )
2: Peki ya tıkanmış bir klozet gibi ? Üzerinize oturanların biri geliyor biri gidiyor, derdinizi anlatamıyosunuz, geçmişte bıraktığınız bir yığın hüsran dolu sifon. Hı? Hiç böyle hissediyor musunuz.?
1: Bazen.
2: Tamam o zaman. Size kesinlikle şunu söyleyebilirimki sizin canınız birşeye sıkılmış..
1: Evet canım biraz sıkkın..
2: Paylaşmak ister misiniz?
1: Hayır!!!
2: ( kendi kendine ) Hayır…
( sessizlik)
2: Sıkıntılardan kurtulmanın en iyi yolu onları düşünmemektir.. Kendinize sizi meşgul edecek uğraşlar bulmalısınız…Mesela bulmaca çözmek gibi. Bulmacayı nerden bulacağım derseniz, genellikle gazetelerin iç sayfalarında olur..
( 1.adam telaşla gazeteyi gizlemeye çalışır)
2: Canınız birşeye sıkılmış galiba
1: Evet canım biraz sıkkın.
2: Paylaşmak ister misiniz?
1: Hayır..
2: ( kendi kendine) Hayır..
2: Peki ama neden??
( Yanıt alamaz ),
2: Korkarım hayır cevabı tek başına bir anlam ifade etmiyor. Her sonucun bir nedeni vardır. Neden paylaşmak istemediğinizi belirtmeniz gerek.Neden ? Neden ? Neden ?
1: Çünkü biz tanışıyoruz
2: ( sessizlik) Ha evet.. Dertleşmek için yabancı birini bulmak artık çok güç. ( rahatsız edici bir sessizlik)
2: Geçen gün sizin evde eşinizi gördüm.Tam siz mutfağa gittiğiniz sıradaydı. Yüzü biraz solgundu. Hasta falan mı acaba?
1: Gayet iyi..Bir aydır yeni bir Bulaşık makinesi isterim diye ağlayıp duruyor.
2: Ohh ohh… Ya çocuklar onlar nasıl?
1: ( güleç ) İyi.. iyi ..Bilgisayar istiyorlar.
2: Ohh Ohh.. Allah iyilik versin..
1: Ya sizinkiler ?
2: ( endişeli ) Dün gece eve gelince ‘’ Hoşgeldin babacım’’ diye boynuma sarıldılar.
1: Gerçekten mi ??
2: ( evet anlamında yavaşca kafasını sallar )
1: Üzüldüm.. Özür dilerim bilmiyordum.
2: Önemi yok. ( Gazeteye bakmaya çalışır )
1: Ben de aynı gün sizin eşinizi gördüm. Mutfaktan döndüğüm sırada. Bana…. (2. Adamın gazeteye baktığını farkeder)
( sessizlik )
2: Canınız birşeye sıkılmış galiba.
1: Evet canım sıkkın.
2: Paylaşmak ister misiniz?
1: İmkansız..
2: Neden ?
1: Siz ve ben..20 yıldır dostuz. Üniversitede aynı sınıfta okuduk.Aynı sokakta ve hatta aynı binada oturuyoruz.
2: Ama yine de…
1: Ayrıca her akşam sizinle oturur iki kadeh atar ve dertleşiriz.
2: ( kendi kendine ) İçkiyi bırakmalıydım.
( rahatsız edici bir sessizlik )
2: Aynı üniversitede mi demiştiniz.
1: Aynen öyle dedim.
2: Nerdeyse sizin dört yıl boyunca yanımda oturan o kıvırcık saçlı, şişe dibi gibi gözlük takan, - sol camı 5.75 sağ camı 6.00 numara hipermetroptu sanırım- , çayı 6 şekerli içen ve kırmızı iç çamaşırı giyen kişi olduğuuzu unutacaktım.
1: Bordo..
2: Bir şey mi dediniz?
1: Bordo dedim. Kırmızı değil bordoydu.
2: Ha evet özür dilerim..
1: Sizinkilerde de hala isminizin baş harfi var mı?
2: İstinasız.. Hepsinde.
( iki adam da gülümser)
1: Beyaz üzerine mavi işlemeli değil mi?
2: ( evet anlamında başını sallar)
1: Hala onları gizli gizli mi kurutuyorsunuz?
2: ( evet anlamında başını sallar)
2: Peki siz gözlüksüzken hala kilotunuzu atlet olarak giymeye çalışıyor musunuz?
1: Bazen.
( iki adam da gülümser)
2: Mühendislikten çıkış sınavını hatırlıyor musunuz?
1: Son sınıf. Onbirinci ayın yirmiyedi’si
2: Yağmurlu bir
1: Çarşamba sabahı
2: Tam iki gün iki gece
1: Hiç durmadan çalışmıştık.
2: Sınavın ortası,
1: Saat 13: 35
2: ‘’Siz arkadakiler kağıtlarınızla birlikte buraya gelin’’
( iki adam da kahkaha ile gülmeye başlar)
1: Şey .. ama hocam .. biz…( katıla katıla gülerler )
2: İkimizde kalmıştık..
1: Okulumuz uzamıştı.
( 1. Adam gazeteyi gülerken yere düşürür. 2. Adam gözlerini fareye dikmiş bir kedi gibi gazeteye bakar. 2. Adamın gazeteye hamle yapmasına izin vermeden 1. Adam gazeteyi alır. )
2: Canınız bir şeye sıkılmış galiba.
1: Evet canım biraz sıkkın.
2: ( gözü gazetededir) Paylaşmak ister misiniz?
1: Hayır
2: Neden?
1: Çünkü sizi T-A-N-I-Y-O-R-U-M!!! Elinizden ne geldiğini biliyorum.
( sessizlik )
2: Yine de insanın canı birşeye sıkıldımı onu paylaşmak ister. Şimdi ben şansımı bir kez daha deneyip ‘’ paylaşmak ister misiniz diye soracak olsam…
1: Hayır istemem!!!!!!
2: Diyeceksiniz. Neden demeye kalkışırken siz….
1: Biz yirmi yıldır dostuz, sizinle komşuyuz ve iş arkadaşıyız. Sizin neyle uğraştığınızı bilirim!!!!!
2: Diyeceksiniz… O yüzden hiç sormuyorum.
( sessizlik )
2: Ama şunu bilin ki sevgi paylaştıkça çoğalır... Bence siz sevgiden yoksun bir çocukluk geçirmişsiniz.
1: Hayır hiç de değil. Lütfen hatırlayın. Annemiz gayet de sevgi dolu bir kadındı.
2: Ama siz o zamanlar oyuncaklarınızı benimle paylaşırdınız.
1: O zaman çocuktuk.
( sessizlik)
2: Aklıma geldi birşeyi düzeltmek istiyorum izin verirseniz.
1: Buyrun müsade sizin.
2: Az önce. Biz iş arkadaşıyız dediniz ya.
1: Evet dedim.
2: Hah.. Düzeltiyorum, biz iş arkadaşıydık.
1: Kaç gün oldu?
2: Onbeş. Sizin ?
1: Onbeş..
2: Aynı gündü değil mi?
1: Cuma
2: Beşinci ayın biri.
( 2.adam cebinden sarı renkli bir zarf çıkarır.)
2: Bunu sizinle paylaşmak istiyorum. ( zarfın içinden çıkan kağıdı okur) ;
‘’ Değerli çalışanımız, on yılı aşkın bir süredir firmamız sizinle olmaktan kıvanç duymuştur.Bu yılki üretim siparişlerimizin azalması ve masrafların artması dolayısıyla, firmamız istemeyerek personel azaltma yoluna gitmiştir. 15.03. 2000 tarihi itibariyle işinize son verilmiştir. Firmamızı şimdiye kadar ki katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz.’’
( 1. Adam cebinden farklı renk bir zarf çıkarır. Zarfın içinden çıkan kağıdı tam okuyacakken)
2: Sizinki de aynı mı?
1: Daha neler. Her birimiz şirket nezlinde farklı birer bireyiz. Bunu seri üretim parçalardan biri mi zannettiniz.. Bu bir veda mektubu. Tabi ki aynı değil.


( kağıtta yazılanları okur )
‘’ Son zamanlarda üretim siparişlerinin azalması ve genel maliyetlerin artmasından dolayı firmamız personel azaltmak mecburiyetinde kalmıştır. On yılı aşkın bir süredir firmamız sizinle çalışmaktan kıvanç duymuştur. 15.03.2000 tarihi itibariyle işinize son verildiğini üzülerek bildiririz.Firmamıza katkılarınızdan dolayı teşekkür ederiz. ‘’
2: Haklıymışsınız.
1: O şey de ne ?
2: Ne ne?
1: Cebinizdeki?
2: Ha bu mu ? Çalışıyorum. Performansım gitgide artıyor.
1: Çalışıyor musunuz?
2: Evet. Artık bilgisayar ve yabancı dil bilmek yetmiyor. Bunların yanında iyi ip atlamak şart. Sektör artık çok vahşi.
1: (Kendi kendine) Vahşi..
2: Şu anda dakikada Yetmişbeş yapabiliyorum. Dakikada 100 atlamaya çok az kaldı.
1: Yetmişbeş yapabiliyorsunuz demek.
2: Şimdilik.
1: Dakikada yüz için kilonuz biraz fazla değil mi?
2: Üç gündür rejimdejim.
1: Ne kadar zamandır çalışıyorsunuz.
2: Yaklaşık dört aydan beri
1: Dört ay mı?
2: Tam dört aydır
1: Hayret benim niye hiç haberim olmadı. Sizi hiç çalışırken görmedim.
2: Şeyy… ben… aslında…Aslında ben hep sabahın çok erken saaatlerinde çalışıyorum.Sanırım siz o saatlerde uyuyor oluyorsunuz.
1: ( kendi kendine) Çok erken saatlerde..
2: Birşey mi dediniz?
1: Kim? Ben mi? Yok ..hayır.. ( telaşla ayağa kalkar) Benim gitmem gerek. Eve geç kaldım.
2: Gidemezsiniz.
1: Neden?
2: Unuttunuz mu biz tanışıyoruz. Hemde çok uzun bir zamandır. Beni burda tek başıma bırakmanız ahlaken doğru olmaz.
1: ( oturur)
( rahatsız edici bir sessizlik )
1: Peki siz bu yakınlarda burdan kalkmayı düşünüyor musunuz?
2: Güneş batana kadar oturmayı düşünüyorum. Neden sordunuz?
1: Hiç öylesine sordum.
( sessizlik)
2: Durumunuzda bir gelişme var mı?
1: Anlayamadım.
2: Durumunuzda?? Değişiklik var mı diyorum.. Anlarsınız işte?
1: ( korkmuş ve endişeli ) Anlayamadım..
2: Yeni bir iş bulabildiniz mi? Yanlış anlamayın benimki sadece merak..
1: İş?…Eeee…Bulmak..??? Yok canım. Bulmak için aramak gerek. Eee.. Aramak için kaybetmek ve kaybettiğine üzülmek ve üzülmek için onu sevmek gerek. Sevmek için….şey… yok canım ne işi .. Şu an bir kuş kadar özgürüm…. Bulutların arasından aşağıda oradan oraya ellerinde evraklarla anlamsızca koşuşturan insanları görebiliyorum.Bir karınca sürüsüne benziyorlar. Aslında karıncalara benzemiyorlar.Karıncalar taşıdıklarını saklayıp yerler. Evrak taşımıyorlar.. Evraklar yenmez çünkü. Evraklar yenseydi taşımazlardı. Karıncalar…
2: Sadece merak ettiğimden sormuştum..
1: Hı.. Evet..
(Sessizlik)
1: ( çekinerek) Ya siz?
2: Ben?
1: Bir İş bulabildiniz mi?
2: Hah..Siz gökyüzünde bir kuşsanız azizim. Ben okyanusta bir balığım.
1: Sizin adınıza sevindim.
2: Madem bir kuş kadar özgürsünüz elinizdekine(Elini gazeteye uzatır) pek ihtiyacınız yoktur.( 1.adam 2. Adama engel olur)
1: Hayır!! Var..şey..Yani yok..Eee.. Piyango!!! Evet piyango sonuçlarına bakmak için ona ihtiyacım var.
2: Piyango??
1: Evet piyango.
2: Doğrusu çok şaşırdım sizi uzun zamandır tanıdığımı anımsıyorum. Ama piyango oynadığınızı bilmiyordum.
1: Yeni… Yeni oynamaya başladım.
2: Size tavsiyem böyle boş şeylerle vaktinizi harcamayın.Şanslı sayıları tutturma ihtimaliniz elinizdekini kendi rızanızla bana verebilme ihtimali kadar bile değil. Ama tabii kim bilebilir belki günün birinde hiç beklemediğiniz bir anda bir bakmışsınız şans boğazınıza dolanıvermiş.
( rahatsız edici bir sessizlik )
1: Saat de epey geç oldu? Bu yakınlarda kalkıp gitme ihtimalimiz yok mu acaba?
2: Bunlar günün en güzel dakikaları. Birazdan güneş batacak. Bu son dakikaların keyfini çıkarmaya çalışın. Şuradaki sevgililere bakın. Sarmaş dolaş olmuşlar ve aşklarını birbirleri ile paylaşıyor. Biz ise burda oturmuş boş boş konuşuyoruz.
( 1. Adama döner ve inatla gözlerini gazeteye diker.)
2: Hadi şimdi tam zamanı şu manzaraya bakın.
( 1. adam gazeteyi saklamaya çalışır.)
2: Canınız birşeye sıkılmış galiba
1: Evet canım biraz sıkkın.
2: Paylaşmak ister misiniz?
1: Hayır! ( gazeteyi altına alarak üstüne oturur)
2: Yazık oysaki ben çok isterdim…. Epeyce terlemişsiniz.
1: Güneş..
2: Pantolununuza yazık.
1: Anlayamadım..
2: Terlemişsiniz.. Bugünki manşet haberleri poponuza çıkacak.
1: Böyle iyi.
2: Pek hoş bir durum olmayacak ama. Yani pek prezantable değil.
1: Böyle iyi. Teşekkür ederim.
2: Bu haftaki maç sonuçlarından haberiniz var mı?
1: Hayır yok..
2: Benim de yok..Peki birlikte haberdar olmaya ne dersiniz?
1: Pek iyi bir fikir değil derim.
2: Peki ya sıkı bir bulmacaya ne dersiniz?
1: Sanmıyorum.
2: Ya bol fotoğraflı bir magazin sayfası.?
1: Hayır.!
2: Ekonomi?
1: Olmaz!
2: Borsa.
1: Olmaz.
2: O zaman geriye sadece ilanlar sayfası kalıyor.
1: ( Hızla ayağa fırlar.) İlanlar mı? Ne ilanı?
2: Satılık ev, arsa, araba veya iş ilanları.
1: İş ilanlarımı? ( gazeteyi hızla cebine koyar). Benim gitmem gerek.
2: Hiçbir yere gidemezsiniz.
1: Ama neden?
2: Siz, burda beni tek başıma bırakacak kadar küstah biri değilsiniz de ondan.
1: ( kendi kendine) Evet değilim. ( oturur )
2: Sizin için endişelenmeye başladım. İyi misiniz? Yüzünüzün rengi kaçtı? Ve durmadan terliyorsunuz.
1: Bir şeyim yok. Ben iyiyim.
2: Ama bu belirtiler canınızın birşeye sıkıldığını gösteriyor.
1: Evet canım biraz sıkkın.
2: Paylaşmak ister misiniz ?
1: Hayır.
2: Hayır..Hayır.. Hayır.. Bir çocuk gibi mızmızlanıyorsunuz.Şu manzaraya bakın.Güneş kıpkırmızı, utangaç bir kız gibi tepenin ardına gizleniyor. Paylaşmak için bundan daha güzel bir an olabilir mi?
1: Ama ben…
2: Bakın sizi uyarıyorum fazla zamanımız kalmadı..
1: Öyleyse bir kaç dakikaya kadar gidebileceğiz.
2: Gitmek! Gitmek!. Gitmekten ve Hayır’dan başka bir şey bilmez misiniz siz?
1: Ama saat çok…
2: Çok uzattınız ama… Hadi şimdi tam zamanı…
1: Hayır.. Hayır.. Olmaz.
2: ( Büyük bir öfkeyle ) Hayır !! Hayır !! Hayır!! Neden hayır?
1: ( Kontrolü kaybeder.Çok korkmuştur.) Çünkü siz bir… bir makina mühendisisiniz.
2: Onu biliyorum zaten lanet olası.
1: Ben.. ben de bir makina mühendisiyim. Küstah değilim. Ama.. ama gitmem gerek.
2: Hiçbir yere gidemezsin!!! Benimle ya da bir başkasıyla, boğazına düğümlenen o şeyi paylaşacaksın!!!! Anladın mı? Sevgi paylaşmaktan geçer!!! Yoksa beni sevmediğini mi söylemeye çalışıyorsun!! Cevap ver!!!!
1: Hayır ben öyle bir şey söylemedim.
2: Ama ima ettin!!! Şimdi paylaşmanın hazzını yaşıyacağız.Hem de birlikte..Güneş batmadan onu benimle paylaşacaksın.!!!
1: Hayır!! Hayır!!
2: ( Gazeteyi almak için 1. Adama saldırır. 1. Adam direnir. 2. Adam cebindeki ipi 1. Adamın boğazına dolar. Sıkmaya başlar.1.adam can çekişir.) Er ya da geç. Ben veya bir başkası..
( 1. Adamın cansız bedeni bankın yanına yere yıkılır. 2. Adam cesedin üzerinden gazeteyi alır. Sayfalarını hızla çevirerek iş ilanları bölümüne gelir.Gözlerini oyunun başında aynen 1.adamın yaptığı gibi bir noktaya diker. Sevinçle gülümser. Okur.)

‘’ Şirketimizde üst düzey yönetici olarak çalışacak , askerliğini yapmış, bilgisayar bilen, İngilizce ve tercihen Çince bilen, iyi dişlere sahip bacakları kuvvetli, dakikada 100 adet ip atlayabilen safkan makina mühendisleri aranmaktadır.’’

( Gazeteyi banka koyar ve hırsla ip atlamaya başlar. Sahnede cansız yatan 1. Adamın pantolunun arka cebinden bir kondüsyon ipi sarkmaktadır. Bu sırada sahneye takım elbiseli elinde kondüsyon ipi olan nefes nefese kalmış 3. Adam girer. Çok telaşlı bir hali vardır. Sürekli etrafına bakınır.)

2: Ooooo… azizim sizi görmek ne güzel. Dün geceki yemekten bu yana nasılsınız? Bilmem hatırlıyor musunuz içkiyi biraz fazla kaçırmıştınız.
3: Ha evet.. Daha iyiyim sağolun.
2: Bu ne telaş böyle. Soluklanın biraz. Birşey mi kaybettiniz?
3: Şey…Çok önemli birşey değil aslında .. gazetemi düşür müşüm… Eeee.. Piyango.. İçindeki piyango sonuçlarına bakacaktım da.
( iki adam aynı anda bankın üzerindeki gazeteyi farkeder. Bir süre birbirlerini kolladıktan sonra ikisi de gazeteye hamle yapar. 2. Adam daha yakındır. Gazeteyi hızla alır ve banka 1. Adamın önceden oturduğu yere oturur. 3. adam da 2. Adamın yanına oturur.) (- sessizlik-)
3: Merhaba
( yanıt alamaz)
3: Hava ne kadar güzel değil mi?
( yanıt alamaz)
3: Canınız birşeye sıkılmış galiba.
( yanıt alamaz)
3: Paylaşmak ister misiniz??

( ışıklar kararır. )

OYUNLA İLGİLİ NOT:


Yazan- Reji yapan : M.Ulaş Timur

Tel : 0 535 653 23 42
Adres : Rasim Paşa mh. Rıhtım cd. İskele Sk. Ulvibey apt. No 20 D:4 Kadıköy / İstanbul


Oyun ilk kez Yıldız teknik Üniversitesi Oğuz Atay Sahnesinde sergilenmiş ve daha sonra toplam 64 kez daha çeşitli sahnelerde sahnelenmiştir. Oyun, 2003 yılında Maltepe Üniversitesinin düzenlediği Üniversiteler arası amatör tiyatro yarışmasında en iyi oyun, en iyi yönetmen, en iyi erkek oyuncu ödüllerine layık görülmüştür.